9 Mayıs 2016 Pazartesi

BELİRSİZ ALACAK VE TESPİT DAVASI İLE KISMİ DAVA HAKKINDA YHGK 02.03.2016 GÜN 2014/15-439 E 2016/207 K SAYILI KARARI İLE İLGİLİ ELEŞTRİ

 Av. Ender DEDEAĞAÇ

Söz konusu kararda “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile alacak miktarı belirsiz olduğu durumlarda, davacıya dilerse belirsiz alacak davası, dilerse de kısmi dava açabilme imkanı getirilmiştir. Belirsiz alacak davası ile kısmi dava konusu, amacı ve sonuçları bakımından tamamen farklı iki dava türüdür. Her iki davanın mahkemeden istenen hukuki korumaya göre eda davası ve bazı ortak özelliklerinin bulunması bu sonucu değiştirmemektedir. Belirsiz alacak davası açan davacı, kısmi davanın sonuçlarından yararlanamayacağı gibi kısmi dava açan davacıda belirsiz alacak davasının sonuçlarından yararlanamaz. Hakim de kısmi dava olarak açılmış bir davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendiremeyeceği gibi, belirsiz alacak davası olarak açılan davaya da kısmi dava olarak devam edemez.” Denilmektedir.
Söz konusu bu açıklama, kısmi davayı tamamen yanlış değerlendirmektir.
Çünkü, kısmi dava açılabilmesi için, davanın gerçek değeri bilinmekte olmasına rağmen bunun bir kısmının dava konusu yapılması gerekmektedir. Zaten sözcük anlamı da bir bütünün bir kısmının dava konusu edildiğini açıkça belirtmektedir.
Ayrıca, kısmi dava her ne kadar HMUK döneminde açıkça hükme bağlanmamış ise de, HMUK dönemindeki, görevli mahkemenin belirlenmesinde, temyiz yolunun açık olup olmadığının belirlenmesinde, temyizde duruşma istemenin mümkün olup olmadığının belirlenmesinde ve karar düzeltme isteminin mümkün olup olmadığının belirlenmesinde, açılan kısmi dava değerinin dikkate alınmaması , bu değerlendirmelerin yapılabilmesi için, davanın bütününe ait değerin dikkate alınması yolundaki kurallar da, kısmi davanın bir tespit davası olmadığını, kısmi davanın tarafın iradesi ile isteminin bir kısmını dava konusu etmesi anlamına geldiğini açıkça belirtmektedir.
Zaten, HMK 109/2 maddesi bir yanlışı dile getirdiği için yasa koyucu tarafından iptal edilmiştir. Eğer, yasa koyucu da kısmi davayı YHGK gibi anlasa idi, HMK 109/2 maddesini iptal gereğini duymaz idi.
Ayrıca, madem belirsiz alacak ve tespit  davası ile kısmi dava, alacağın belirsiz olması halinde açılabilen davalardır. Yasa koyucu neden bu iki davayı ayrı ayrı hükme bağlamıştır.
İşte yukarıda yer alan açıklamalar ve bu blogda yayınlanan belirsiz alacak ve tespit davası ve de kısmi davaya ilişkin diğer yazılarımız da belirttiğimiz gerekçelerle, YHGK bu kararında yer alan bu gerekçeye katılmadığımı belirtmek isterim
Ancak, söz konusu alıntıda yer alan belirsiz alacak ve tespit davasından kısmi davaya kısmi davadan belirsiz alacak ve tespit davasına dönülmeyeceği yolundaki  gerekçeye katıldığımı da belirtmek isterim.
YHGK kararında yer alan, somut olayda, maddi vakıaların belirsiz olarak kabul edilmesi ne katılmamaktayım. Eğer YHGK yorumu ile bağlı kalırsak tam eda davası açmak olanağımız nerede ise kalmaz. Çünkü, her eda davasında, taraflar arasında bir uyuşmazlık vardır. Uyuşmazlığın olması davacının istemini bilemediği anlamına gelmemektedir. Bu uyuşmazlık olsa olsa taraflar arasında maddi vakıalar arasındaki çelişkiyi oluşturur. Zaten tarafların kanıtlamakla yükümlü olduğu husus da bu çelişkili maddi vakıalardır.
Bu açıklamaların, bu blogda yer alan belirsiz alacak ve tespit davası başlıklı ve kısmi dava başlıklı birden fazla yazımla birlikte değerlendirilmesini rica etmekteyim.

İncelenen bu karar Karamercan hukuk law sitesinden alınmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin alıntıların hele hele kısmi alıntıların FSEK kapsamına girmediğini bilmeme rağmen meslektaşların emeğine olan saygımdan ötürü bu belirtmeyi yapmaktayım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder